Hayatınızda Bir Tutarsızlık mı Hissediyorsunuz?
Çelişkinin Bilgeliği:
Jain Epistemolojisi, Paraconsistent Mantık ve Zen

Hayatınızda bir tutarsızlık mı hissediyorsunuz?
Bir yanınız bir şeyi isterken, diğer yanınız başka bir yöne mi çekiliyor?
Aklınız bir şey söylüyor, kalbiniz başka bir şey mi?
Modern insan çoğu zaman bu durumu bir problem olarak görür. Çünkü bize öğretilen düşünme biçimi oldukça basittir.
Bir şey ya doğrudur ya yanlıştır. Bir karar ya doğru olur ya yanlış.
Fakat insan deneyimi bundan çok daha karmaşıktır.
Bazen hayatın içinde öyle durumlarla karşılaşırız ki iki farklı düşünce aynı anda doğru gibi görünür. Bir değer ile başka bir değer arasında kalabiliriz. Bir eylem hem doğru hem de yanlış gibi hissedilebilir.
Bu noktada Doğu düşüncesinin bazı gelenekleri bizlere oldukça ilginç bir perspektif sunar.
Örneğin Jain felsefesinde hakikatin tek bir açıdan kavranamayacağı düşünülür. Anekāntavāda öğretisine göre gerçeklik çok yönlüdür ve her ifade onun yalnızca belirli bir yönünü yakalar. Bu nedenle bir şey farklı perspektiflerden hem doğru hem yanlış görünebilir.
Modern mantıkta ortaya çıkan paraconsistent mantık (tutarlılık-ötesi mantık) de benzer bir düşünceyi farklı bir dilde ifade eder. Bu yaklaşım, bir düşünce sisteminin çelişkiler içerdiğinde tamamen çökmek zorunda olmadığını gösterir. Çelişki bazen düşüncenin sonu değil, daha derin bir anlayışın başlangıcı olabilir.
Bu fikirler bizi Buddhacı felsefenin önemli bir öğretisine götürür.
Budizm'de insanın içsel dengesi Doğru Görüş, Doğru Düşünce, Doğru Eylem gibi ilkelerle açıklanan bir etik yol üzerinden anlatılır. Ancak bu yol doğrusal bir matematik gibi işlemez. İnsan zihni çoğu zaman kendi içinde çelişkilerle karşılaşır.
Zen geleneğinde kullanılan koanlar tam da bu noktada ortaya çıkar.
Koanlar genellikle mantıksal bir bilmece gibi görünür fakat aslında çözülebilecek bir problem değildir. Örneğin ünlü bir koan şöyle sorar:
"İki el çırpınca ses çıkar.
Peki bir elin sesi nedir?"
Bu soru zihni çözüm bulmaya zorlar, fakat hiçbir mantıksal çözüm tatmin edici olmaz. Çünkü koanın amacı bir cevap bulmak değil, zihnin alışılmış düşünme kalıplarını kırmaktır.
Zen ustaları bu tür sorularla öğrencinin zihnini şu noktaya getirir:
Düşüncenin kendi sınırlarını gördüğü noktaya!
İşte bu yüzden Zen koanları bir tür epistemolojik egzersiz olarak benimsenir.
Çünkü bazen hakikati anlamanın yolu çelişkiden kaçmak değil, onunla birlikte düşünmeyi öğrenmektir.
Doğada da benzer bir durum vardır.
Kaos teorisi bize düzensizliğin aslında tamamen rastgele olmadığını gösterir. Kaosun içinde de bir düzen vardır, fakat bu düzen klasik geometrinin değil, karmaşık sistemlerin düzenidir. Kaosun düzeni düzensizliktir.
İnsan zihni de buna benzer şekilde çalışır.
Bazen hayatımızdaki tutarsızlıklar bir hata değildir.
Neden olmasın? Belki de onlar daha derin bir içsel düzenin işaretidir.
Felsefi danışmanlık tam da bu noktada devreye girer.
Çünkü insanın hayatında asıl mesele çelişkileri ortadan kaldırmak değil, onların içindeki anlamı keşfetmektir.
EMYY Felsefi Dönüşüm Modeli, düşünce, değer ve eylem arasındaki uyumu yeniden kurmayı amaçlayan yapılandırılmış bir düşünme süreci sunar.
Dr. Erden Miray Yazgan Yalkın
Filozof • Yazar • Felsefi Danışman
EMYY Felsefi Danışmanlık Kurucusu
